DİSK 58 Yaşında! “Vazgeçmeyeceğiz!”

DİSK 58 Yaşında! “Vazgeçmeyeceğiz!”
Yayınlama: 14.02.2025
2
A+
A-

DİSK’in kuruluşunun 58. yıldönümünde, Kent Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını, Disk Güney Marmara Bölge Temsilcisi Birleşik Metal-iş Bursa Şube Başkanı Gökhan Aydın okudu.

DİSK 58. yıl dönümünde basın açıklaması yaptı

DİSK’in kuruluşunun 58. yıldönümünde, Kent Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını, Disk Güney Marmara Bölge Temsilcisi Birleşik Metal-iş Bursa Şube Başkanı Gökhan Aydın okudu. Açıklamada, “Bugün DİSK 58 yaşında ve DİSK’in onurlu tarihinin bu topraklardaki derin kökleri, bugün hep birlikte kuracağımız özgür bir gelecek için hâlâ en önemli güvencemizdir. Her zaman söylediğimiz gibi DİSK’in tarihi, toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çok olanların tarihidir. Sayısı giderek artarken, toplumsal ve siyasal gücü zayıf kalması istenen işçi sınıfının sermayeye verdiği cevaptır DİSK. Saraçhane Mitingi’nden, Kavel Direnişi’nden, Paşabahçe Grevi’nden akıp gelen mücadele deneyimlerinin eseridir. DİSK, sermaye saldırılarına olduğu kadar teslimiyete de bir yanıttır.  O yanıtın adı sınıf ve kitle sendikacılığıdır.  Doymak bilmeyenlerin kâr hırsıyla; bitmek bileyen savaşlarla, giderek hızlanan çevre katliamlarıyla; sosyal, sendikal ve siyasal hakları umursamayan neoliberal kapitalizm sayesinde güç kazanan otoriter rejimlerle karanlık bir çağa sürüklenen bu dünyada insanlığın geleceğini kurtaracak güç hâlâ işçi sınıfıdır! Ülkemizin içinde bulunduğu karanlıklardan da çıkışının yolu işçi sınıfının örgütlü mücadelesidir. Bu ülkenin tüm değerlerini, tüm güzelliklerini üreten bizler, insanca yaşayacağımız, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, barışın ve kardeşliğin ülkesini kuracak en önemli güç biziz… Yeter ki birleşelim, yeter ki örgütlenelim, yeter ki örgütlü mücadeleyi büyütelim” denildi.

“DAHA FAZLA YOKSULLAŞIYORUZ”

Açıklamada, “Her gün ama her gün karşı karşıya kaldığımız, yaşadığımız ve değiştirmemiz gereken tablo gerçekten çok ağır. Adaletsizlik, yoksulluk, pahalılık, hukuksuzluk ve eşitsizlik her geçen gün büyüyor. İşçiler, emekçiler, emekliler, dar gelirliler için insanca yaşamak ve daha da ötesi hayatta kalmak zorlaşıyor. Bu düzen hepimizi yoksullukta eşitliyor. Türkiye dünyada Zimbabve, Sudan, Güney Sudan, Arjantin ve Venezüella’dan sonra en yüksek 6. enflasyona sahip ülke. İşçilerin, emekçilerin, emeklilerin, dar gelirlilerin gelirleri ise bile isteye bu yüksek enflasyona ezdiriliyor. Aralık ayının sonunca açıklanan asgari ücretin enflasyona ezdirilmesinin ardından Ocak 2025’te, sadece bir aylık enflasyon nedeniyle işçi, memur ve emekliler toplamda en az 70 milyar liralık alım gücü kaybına uğradı. Gelirlerimiz reel olarak gerilerken vergi yükünün de çalışanların sırtına yıkılmasının sonucu olarak daha fazla yoksullaşıyoruz. Gelirde ve vergide adaletsizlik artarken işsizlik de kronikleşiyor. Geniş tanımlı işsizlik oranları pandemi dönemi seviyelerine yükselirken, istihdamın niteliği daha da bozuluyor; güvencesiz ve eksik istihdam yaygınlaşıyor. Çalışma saatleri uzuyor, iş kazaları artıyor. Birçok işkolunda daralma yaşanmaya başladı ve bu daralmanın faturası çalışanlara kesilmek isteniyor. İşsizlik artarken işsizlik sigortası fonu birikimleri hâlâ çok büyük oranda işverenlere akıyor. Geçmişte hem iş güvencesini güçlendiren hem de işsizlik/emeklilik durumunda önemli bir ekonomik destek olan kıdem tazminatı her geçen yıl daha fazla eriyor. 1978’de asgari ücretin 7,5 katı olan kıdem tazminatı tavanı Ocak 2025 itibarıyla asgari ücretin 1,8 katına geriletildi. Kısacası bu düzen biz işçilere, emekçilere, emeklilere, dar gelirlilere sadece ve sadece daha fazla yoksulluk, daha fazla hayat pahalılığı ve daha fazla adaletsizlik sunuyor. Ülkeyi yönetenler bu koşullar altında işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, halkın desteğini alamayacaklarını görüyor. Tam da bu yüzden başta işçi sınıfı olmak üzere toplumu susturmak, itirazları bastırmak, her türlü muhalefeti engellemek için tüm yollar deneniyor. Sendikalı olmak hâlâ en yaygın işten çıkarma gerekçesi. Anayasa ayaklar altına alınarak, Anayasa Mahkemesi kararları tanınmayarak grevler yasaklanıyor. Siyasallaştırılmış yargı bir sopa olarak kullanılarak sendika yöneticilerinden gazetecilere, sanatçılardan siyasetçilere muhalefet eden kim varsa hedef alınıyor. Örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğünden seçme ve seçilme hakkına kadar tüm demokratik haklar sistematik biçimde tahrip ediliyor. Asgari ücretten, hepimizi asgaride eşitleyen bu cendereden kurtulmanın yolu sendikalı olmaktır; DİSK’li olmaktır. Türkiye’yi dünyanın ucuz emek cenneti haline getirme projesini durdurmanın yolu birlik olmaktır. Gerçek bir demokrasi için örgütlü toplum, örgütlü toplum için sendikalaşma oranlarının artması şarttır. Bu nedenle sendikaların güçlenmesi, DİSK’in örgütlenmesi memleket meselesidir” vurgusu yapıldı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

error: Habermatik Medya !!